Çok ciddi bir “haksız rekabet “ vardı. Osmanlı’nın kapılanma kurumu, kapılanma kültürü Cumhuriyetin içinde devam etmişti. Enderun, Harbiye ve Mülkiye'de yetiştirildikten sonra Padişah kapısında kapılananlar, sosyolojik statüsü köle, uşak ve aristokrat melezi olan bir “yönetici sınıf”ı oluşturmuşlardı. Kendilerine ulufe gibi verilen mansıplarla ve makamlarla Padişah'a şahsi itaat yemini ile hizmet edenler devletin kendilerine emanet edilmiş olduğunu vehmederlerdi. Arkaik bir dünya tasarımı içinde kendi meşruiyetlerine inanırlardı. Bu sınıfa Cumhuriyetin başlangıçta mütevazı kökenli olsalar da hızla kendini Cumhuriyetin sahibi sanma kuruntusu ile yaşayan yeni aile kadroları eklenmişti. " Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel